Over 10 years we helping companies reach their financial and branding goals. Onum is a values-driven SEO agency dedicated.

LATEST NEWS
CONTACTS
Genel Kozmetik

TEMİZLEYİCİ BİLEŞENLER VE UYGULAMALARI CİLDİ NASIL ETKİLER?

Sadece pH Değil

Cilt bakımı ve rutinleri son on yıldan fazla bir süredir moda olmuştur. Öncelikle pH değeri açısından nötr veya hafif asidik ortamda, bakım bileşenleri ile birlikte lipidleri uzaklaştırmadan ve cilt bariyeri işlevini etkilemeden temizleme ve yıkama ürünleri ön plandadır. Şu anda piyasada çok fazla sayıda hafif asidik ortama sahip yüz yıkama ve temizleyicileri bulunmaktadır. Nazik ve derinlemesine temizlik sağlıklı bir cilt dokusu oluşturmak için cilt bakım rutininin ilk adımını kesin olarak temsil etmektedir. Bunun dışında etkili bir cilt temizliği için ürün formülasyonu dışında rol oynayan başka neler vardır?

Temizleme ve pH

Sağlıklı bir cilt bariyeri için lipit sentezi, soyulma gibi metabolik fonksiyonları korumanın önemi iyi bilinmektedir. Birçok temizleyici cilt pH’ına uygun veya yaklaşık değerde formüle edilir. Markalar ise sıklıkla müşterilerine bu ürünlerin ciltlerine fayda sağlayacağını ima etmektedir. Bununla birlikte, böyle bir varsayım, cilt pH koşulları altında bileşenlerin stratum corneum(epidermisin dış tabakası) ile etkileşimlerini dikkate almayabilmektedir.

Bir kozmetik üreticisi tarafından yürütülen araştırmalar neticesinde, cilt pH koşulları altında yalnızca veya ağırlıklı olarak anyonik yüzey aktif maddelerle formüle edilen ürünlerin yine de cilt kuruluğu ve tahrişin artmasına neden olabileceğini göstermektedir. Bunun nedeni, nötr pH koşullarının aksine, düşük pH koşulları altında anyonik yüzey aktif maddelerin stratum corneum ile artan elektrostatik etkileşimidir. Bu nedenle, cilt ile aynı pH’a sahip olduğunu iddia eden bir temizleme ürünü, cilde fayda sağlayacağını garanti edemez.

Cilt temizleyici formülü hakkında çalışan uzmanlar sadece içerikteki maddelerin etkileşimini değil aynı zamanda uygulama koşullarını (ör.düşük sıcaklık yıkayınız) ve uygulama dozunu (ör. üründen az miktarda kullanınız) da belirtmelidirler. Bu sayede, cilt kuruluğu, ciltte gerginlik, pullanma, kaşıntı ve kızarıklık gibi negatif etkiler azaltılmış olur.

Örneğin sabunun etkisini iki farklı su sıcaklığında değerlendiren çalışma sonucunda yüksek sıcaklıkta (37°C) sabun kullanımından sonra cilt tahrişi gözlenmiştir. Bu ve buna benzer çalışmaların bulguları sonucunda markalar ürün etiketlerine kullanım talimatları ekleyerek tüketicilere daha sağlıklı ve iyi bir hizmet sunmaya yönelmelidirler.

Yaşla Birlikte Duyusal Tercihler

Tüketicilerin cilt temizliği konusundaki tercihlerini anlamak çok önemlidir.Çoğu tüketici ellere ve yüze uygulanan, su ile durulanan ürünlerde yaşanan ferahlık hissini sevdiğini belirtmiştir. 

Yaşlanma, cildimizin çevreyi ve cilt bakım ürünlerini algılama biçimini değiştirir. Yaşı ilerlemiş kişiler ortalama %15’lik bir oranda duyarlılık kaybı gösterebilmektedir. Yaşlanmanın cilt hassasiyetini sıcaklık ve dokunma ile ıslaklık açısından azalttığı bilinmektedir. İlginçtir ki, ciltte ıslaklık için bir sensör yoktur; duyusal entegrasyon mekanizmalarımız, termal ve mekanik ipuçlarına dayalı olarak ıslaklığı algılar. Yaşlanma ile birlikte, cilt mekaniklerindeki ve dokunma hassasiyetindeki değişiklikler nedeniyle bu yetenek azalır. Bağlantılı olarak, yaşlanma ile cilt hidrasyonunda > %75’lik bir düşüşe karşılık gelen azalmış cilt iletkenliği gözlemlenmiştir. Bu bulgular göz önüne alındığında, rehidrasyona odaklanan bir cilt yenileme stratejisi önerilir.

Kişisel Cilt Temiziliği

Kişiselleştirmede bir sonraki aşama, tüm vücudun sağlığını ve canlılığını hesaba katan bütünsel bir bakış açısı ile cilt bakımına yaklaşmaktır. Örneğin, obezite vücudun metabolizmasını değiştirir ve birçok organda işlev bozukluğuna neden olur.

Cilt yapısı ve lipit metabolizması ile ilişkili olarak bariyer fonksiyonu üzerinde yapılmış bir araştırmaya göre, obezite de tıpkı yaş, cinsiyet ve etnik köken gibi cilt bariyerinde yetersizliğe neden olabilir. Yapılan çalışmada obeziteye sahip insanların etknik kökenine göre cilt bariyerinde farklılıklar gözlemlenmiştir.

Sonuç

Özetle;

Bir cilt temizleyicisinin yumuşaklığı yalnızca içeriğindeki maddelerin fonksiyonuna göre belirlenemez.

Ürünün pH değeri ile cilt pH değerinin aynı veya yakın değerlerde olmasının cilt için fayda sağlayacağı garanti edilemez.

Sadece formülasyon değil aynı zamanda ürünü uygulama koşulları ve miktar da sık yıkamalarda oluşabilen negatif etkileri azaltabilir.

Psikolojk olarak, ürünün kullanımında suyla birlikte gelen ferahlık ve temizlenmişlik hissi insanlar için önemlidir.

Yaşlanma cilt sensörlerinde duyusal bir eksiklik yaratabilir yeni formülasyon çalışmalarında bu duruma önem vermelidir.

Son olarak, bütüncül bir bakış açısı ile yaş, cinsiyet, etnik kimlik hatta vücut kitle indeksi de dahil olmak üzere tüm vücudun sağlığını ve canlılığını göz önünde bulunduracak ürün kişiselleştirmesi yapılmalıdır.

Sohbeti Başlat
Merhaba. Size yardımcı olmamızı ister misiniz?